16 Ocak 2008 saat 12:06
Google Nasıl İndexler?
Indexleme terimini belki ilk defa duyuyorsunuzdur. Bu yüzden bir açıklama yapalım. Buradaki indexleme
arama motorlarının sizin sitenizi kendi veritabanına kaydetmesi demektir. Bu kısa bilgiden sonra Google’ın
sitenizi nasıl indexlediğini yani veritabanına nasıl kaydettiğini açıklayalım.
Google arama motorunun 3 adet bilinen “bot” u vardır. Peki bot nedir? Bot arama motoru yazılımlarının
bir parçasıdır. Sitenizin her sayfasına girer, kategorilendirir ve son olarak da veritabanına kaydeder.
Google’ın iyi bilinen 3 botu: Adsense Botu, FreshBot ve DeepCrawl…
Adsense Google’ın webmasterlar için sitelerinde içeriklerine göre reklam yayınlayıp para kazanabilecekleri
bir sistemdir. Tahmin edeceğiniz gibi Adsense Botları bu reklamları yayınlayan siteler içindir. Sitenin içeriği
değiştikçe veya yenisi eklendikçe Adsense reklamları içeriğe göre reklam yayınlamak için her değişmeden
sonra 15 dk. içerisinde gelirler ve yeni yerleri indexleyip giderler.
Fakat bizi asıl ilgilendirenler FreshBot ve DeepCrawl botlarıdır…
Freshbot sitenizdeki en popüler ve yeni sayfalar ile ilgilenirler. Bunun bir veya binlerce olması önemli
değildir. Amazon.com ve CNN.com gibi sitelerin sık sık güncellendiği ve çok talep aldığı Google tarafından
fark edildiğinden beri bunun gibi siteleri her 10 dakikada bir ziyaret edip kaydeder. Diğer tipik sitelere bu
botun uğrama sıklığı popülerlik ve güncelleme ile orantılı olarak 1 ile 14 gün arasında değişir.
Bir FreshBot sitenizi ziyaret ettiğinde sitenizdeki linkleri tek tek gezer ve onları bir veritabanına kaydeder.
Bu sayede DeepCrawl sitenize geldiği zaman bu linkler ona yol gösterir ve işini yapmasına yardımcı olur.
DeepCrawl ise ayda bir sitenize uğrar ve sitenizdeki bütün bilgileri indexler. Bu sitenizdeki yeni bilgilerin
Google sonuçlarında neden bir ay sonra çıktığının da göstergesidir…
Kısaca Google arama motorunun indexleme prensibini anlattık. Şimdi artık yavaş yavaş SEO ile ilgili daha
detaylı konulara gireceğiz.
16 Ocak 2008 saat 12:00
Arama Motorlarının Önemi Nedir?
Müthiş pazarlama dehaları olan Amerikalıların geliştirdikleri Arama Motorları internette aradığınız bir şeyi
bulmanıza yardımcı olurlar. Şimdi kendinizi bir düşünün yabancı bir yerdesiniz ve alışveriş yapmanız
gerekiyor. Marketin yerini kime sorardınız. Tabi ki bilen birine. İşte arama motorları netin bilge kişileridir.
Aradığınız kelimeleri veritabanında yani hafızasında kayıtlı bilgilerden seçerek size sunar. Bu sunma arama
motoruna göre en iyiden en kötüye şeklinde olmaktadır.
Mesela siz bilge kişimize yani arama motorumuza en yakın ve en kaliteli marketin yerini sordunuz. Web
Dünyasında mesafe kavramı olmadığı için size en kaliteli marketi gösterecektir. Peki bu en kaliteli nasıl
belirlenir yani arama motorlarının gözünde en iyi kimdir? Bu soruyu yine güncel hayata dönerek verelim. İyi
bir marketi nasıl tanımlarsınız? Hadi hep birlikte iyi bir marketin özelliklerini tanımlayalım:
● Uzun bir geçmişi olması yani deneyimli olması
● Başkaları tarafından çokça tavsiye edilmesi
● İçinin ve dışının iyi bir görüntüye sahip olması yani göze hitap etmesi
● İçinde yolunuzu rahatlıkla bulmanız için tasarlanmış tezgahlar
● Aradığınız ürünü daha rahat bulabilmeniz için levhalar
● Manav tezgahının yanında deterjanların bulunması gibi saçmalıkların olmaması
Evet arkadaşlar arama motorları da sizden farklı düşünmezler çünkü onları da insanlar yapmıştır. Bu
maddelerin internete uyarlanmış şekillerini ileriki başlıklarımızda ayrıntılı göreceğiz. Bu maddeler SEO’nun
temel taşlarını oluşturuyorlar…
Arama motorları internetin en çok ziyaret edilen siteleridir ve diğer sitelere de en temiz ve en sadık
ziyaretçileri gönderen sitelerdir. Arama motorları arasında ise en meşhuru ve en iyisi özellikle Türkçe bir
site için Google’dır. Google bir webmasterın en iyi dostudur. Çünkü en çok ziyaretçisini o göndermektedir,
ayrıca değişik hizmetler ile para kazanmasını sağlamaktadır ve ücretsiz reklamını yapmaktadır. Şimdi
isterseniz Google’a biraz daha yakından bakalım…
16 Ocak 2008 saat 11:52
Ah Şu Ziyaretçiler
Müthiş bir site hazırladınız. Tasarım ve kodlama dört dörtlük, içerik deseniz yeme de yanında yat türden
fakat sitenizi kimse ziyaret etmiyor. Nerede bu ziyaretçiler? Halbuki ne kadar güzel planlamıştık. Dünya
kadar para ve emek harcayarak bir site yapmıştık ve ziyaretçiler de kendiliğinden sitenize gelecekti. Hatta
siteyi hazırlama sırasında yorulduğunuz zaman kendinizi teselli etmek için hep sitenize gelecek ziyaretçileri
düşünmüştünüz. Ama maalesef gerçekler böyle değil! Dünyanın Hiçbir tarafında hiç kimsenin sitesine
havadan ziyaretçi gelmez buna sizinki de dahil.
Siz ister dünyanın en gerekli ürünün satıyor olun, ister kansere bulduğunuz çareyi sitenizde anlatıyor
olun, ister insanlara milyoner olmanın yollarını anlatıyor olun sitenizi tanıtmazsanız kimse sitenize gelmez.
Çünkü sitenizi bilmezler. Türkiye’de bir radyoda reklamlar yayınlanırken insanların radyoya reklam
vermelerini teşvik etmek için şöyle bir slogan yapmışlar “Tavuk bile doğururken yumurtasının reklamını
yapıyor, bağırıyor.”. Evet ne kadar komik olsa da bu bir gerçek ve sizin de elinizde isterseniz dünyanın en
önemli şeyi olsun reklamını yapmadıkça bir işe yaramayacaktır.
Eskilerin bir lafı vardır “Türk gibi başla İngiliz gibi bitir” diye. Bu lafın üzerinde Türkiye’nin önde gelen
kişisel gelişim uzmanı Mümin Sekman uzun uzun düşünmüş ve bu sözü biraz değiştirmiş: “Başarılı olmak
istiyorsanız Amerikalılar gibi düşünün, çünkü Amerikalılar bilgi işlemekte çok iyi. Japon gibi planlayın, çünkü
Japonlar sabırla en ince ayrıntıları planlayabiliyorlar. Türk gibi başlayın, çünkü Türkler pratik zekalıdırlar ve
aniden harekete geçebilirler. Alman gibi sürdürün, çünkü Almanlar iç disiplini çok yüksek olan bir toplumdur
ve son olarak İngiliz gibi bitirin, çünkü İngilizler de sonuç odaklıdır ve neticeye bakarlar, mazeretlere asla
hoşgörü göstermez, başarıyı sonuç almakla ölçerler.”
Bu laf inanılmaz derecede doğrudur. Bir webmaster olarak sizin bu özelliklerin her birisine sahip olmanız
gerekiyor. Eğer gerçek bir başarıya ulaşmak istiyorsanız Japon gibi planlayıp, Türk gibi başlayıp, Amerikan
gibi pazarlayıp, Alman gibi sürdürüp, İngiliz gibi bitirmeniz gerekmekte…
Konumuza geri dönersek size bu sözü vermemin sebebi sitenizin reklamını nasıl yapacağınızdı.
Dünyadaki en iyi pazarlamacılar Amerikalılardır. Bu noktada arama motorlarının çoğu da Amerikalılara aittir.
Sitenizi bir Amerikalı gibi pazarlayın derken amacım buydu. Bir Amerikalı size çok kötü bir malı çok iyiymiş
gibi gösterip onu size rahatlıkla pazarlayabilir.
Bir Alman gibi iç disiplini ile sitenizi daima çağa uydurarak onu yenilemelisiniz. İkinci Dünya Savaşı’ndan
harabe olarak çıkan Almanya kısa zamanda yine Avrupa’nın en iyisi olmayı böyle başardı.
Bir İngiliz gibi sonuç odaklanın. İşte burada sitenizden geri dönüşüm almak sizin hedefiniz olmalı. Bu geri
dönüşümü siz belirleyeceksiniz. Ne istiyorsunuz? Para, şöhret, arkadaş veya hepsi mi? Sonuç alamamak
sizin için başarısızlık olmalı ve hep daha iyi çalışıp mazeretleri kafanızdan silmelisiniz.
Ve bir Türk gibi başlamak. Japonlar bize neden hayran biliyor musunuz? Çünkü onlar bizi tanıyorlar hem
de belki bizden daha iyi. Türk milleti olarak aşırı pratik zekalı bir toplumuz. İstanbul’un Fethi’nde karadan
yağlı kızaklarla gemi geçirmeyi başka kim düşünebilirdi? İnanın Türk olmanın nimetini kitabın ilerleyen
sayfalarda tadacaksınız. Bir Türk olarak sizi diğerlerinden daha üst noktalara getirecek fikirler üreteceksiniz.